Zina (Aldatma) Nedeniyle Boşanma Davası Ve Hangi Deliller Kullanılabilir ?
Evlilik birliği, Medeni Hukuk açısından eşler arasında karşılıklı sadakat, güven ve bağlılık esasına dayanır. Bu çerçevede bir eşin, diğer eş dışında üçüncü bir kişiyle cinsel ilişkiye girmesi, Türk Medeni Kanunu’nun özel boşanma sebeplerinden biri olan zina (aldatma) sonucunu doğurabilir. Zina, evlilik birliğinin sadakat yükümlülüğünün ihlali olarak kabul edilir ve zinaya dayalı boşanma davası açma hakkı doğurur.
1. Zinanın Hukuki Tanımı ve Şartları
Zina, evlilik birliği sürerken eşlerden birinin diğer eş dışında üçüncü kişi ile rızaya dayalı cinsel ilişkiye girmesi olarak tanımlanır. Sadece öpüşme, sarılma veya duygusal yakınlık gibi davranışlar, tek başına zina teşkil etmez; bu tür haller başka boşanma nedenlerini (örneğin evliliğin sarsılması) gündeme getirebilir.
- Evlilik birliğinin devam ediyor olması: Evlilik hukuken sona ermemişken gerçekleşen ilişki zina sayılır.
- Cinsel ilişki varlığı: Bir kere yaşanması yeterli; tam gerçekleşmese bile teşebbüs aşamasında kalsa dahi karine olarak kabul edilebilir.
- Kusur (rıza): Eylemin tarafın özgür iradesiyle olması gerekir; zorla yapılan eylemler zina sayılmaz.
- Eşin bilerek ve isteyerek davranması: Örneğin sarhoşluk, tehdit veya irade dışı hallere bağlı eylemler zinaya yol açmayabilir.
2. Türk Medeni Kanunu’nda Zina ve Boşanma Süreleri
Türk Medeni Kanunu (TMK) Madde 161, zina nedeniyle boşanma hakkını düzenler: “Eşlerden biri zina ederse, diğeri boşanma davası açabilir.” Bu dava özel boşanma sebebidir ve zina ispatlanırsa evliliğin temelden sarsıldığı kabul edilir.
Hak Düşürücü Süreler
Zina gerekçesine dayalı boşanma davası için iki önemli süre vardır:
- Altı aylık hak düşürücü süre: Zinayı öğrendiğin tarihten itibaren dava açılmalıdır.
- Beş yıllık süre: Zinadan itibaren her halükarda beş yıl geçerse dava hakkı düşer.
- Affetme, sözlü, yazılı veya örtülü davranışlarla gerçekleşmesine rağmen, zina sebebiyle dava hakkını ortadan kaldırır.
Hak düşürücü süre için şunu da belirtmemizde fayda vardır; yukarıda da bahsettiğimiz üzere aldatılan eş zina eylemini öğrendiğinden itibaren 6 ay her halde zina eyleminin üzerinden 5 yıl geçmekle dava düşer. Ancak Yargıtay kararlarına göre “Zina eylemi birden çok sefer gerçekleşiyorsa yani halen devam ediyorlarsa hak düşürücü sürenin başlangıcı, devam eden zinalarda zinanın sona erdiği tarihtir.” Yani 6 aylık süre son olayın üzerinden sonra başlayacaktır. (Y2HD, E.2016/9952, K.2018/1484) Başka bir kararında da zina eylemini gerçekleştirdiği kişi ile aynı evde yaşıyorsa süre geçmiş sayılmayacaktır.
Affetme, yalnızca hukuki ifadesi açık bir beyan değil; tarafların davranışıyla da ortaya çıkabilir. Örneğin birlikte tatil yapmak, ilişkilerini sürdürmek gibi tavırlar affetme sayılabilir. Yargıtay içtihatlarında bu durum şöyle aktarılmıştır.
‘‘Affın kabul edilebilmesi için kayıtsız şartsız bir irade beyanının olması ya da en azından affı gösterir fiili bir tutum ve davranışın gerçekleşmiş olması gerekmekte olup ayrıca af olgusunu iddia edenin bunu somut delillerle ispatlaması gerekir. Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre tarafların dava açıldıktan sonra bir araya geldikleri, ortak konutta birlikte yaşadıkları dosya içerisinde bulunan fotoğraflardan anlaşılmakla davacı erkek, davalı kadının kusurlarını affetmiştir.’’(Y2HD, 12.02.2018, 2016/11205 E. 2018/1791 K.)
Yargıtay başka bir kararında da zina olayından sonra zina eden eşle tatile gidilmesinin zinanın örtülü (üstü kapalı) affı anlamına geldiğini kabul etmiştir. Fakat eşlerden birinin başkasıyla ilişki yaşaması halinde diğer eşin onu geri getirmek için görüşmesi yanına gitmesi affettiği anlamına gelmez.
Sonuç olarak affeden tarafın zina sebebine dayalı olarak boşanma davası açma hakkı bulunmamaktadır. (Y2HD, 28.12.2011, 2011/1886 E. 2011/23841 K.)
Görüldüğü üzere af sözlü, yazılı veya örtülü bir biçimde olabilir.
3. Zina Davasında Delil Yükü ve Delil Çeşitleri
Zina davasında delil yükü davacı taraftadır ve iddiasını kanıtlamak zorundadır. TMK ve Yargıtay içtihatları, birçok delil türünü kabul etmekle birlikte, delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması şartını arar.
Geçerli Delil Örnekleri
Aşağıdaki deliller zina iddiasında kullanılabilir:
- Mesaj ve iletişim kayıtları: WhatsApp, SMS, sosyal medya yazışmaları.
- Fotoğraf ve video içerikleri: Özellikle üçüncü kişiyle birlikte olunan görüntüler.
- Otel, uçak, seyahat kayıtları: Rezervasyon ve bilet kayıtları.
- Görgü tanıkları: Birlikte olunan hallerin görgü tanıkları.
- Tıbbi deliller: Cinsel yolla bulaşan hastalık veya çocuğun DNA sonucu gibi kanıtlar.
4. Hukuka Aykırı Deliller ve Sonuçları
Delillerin hukuka uygun elde edilmesi zorunludur. Aksi halde mahkeme tarafından reddedilir veya delil niteliği taşımayabilir; hatta suç teşkil edebilir:
- Gizli kamera veya izinsiz ses/video kaydı
- Başkasının hesabına izinsiz erişim
- Başka birin özel hayatını ihlal eden yöntemlerle elde edilen içerikler
Yargıtay’a göre, bu tür hukuka aykırı deliller zina davasında dikkate alınmaz ve delil olarak kullanılamaz.
Yargıtay bir kararında;“…kaldı ki katılanın bir şekilde facebook hesabının şifresini katılana vermiş olduğu kabul edilmiş olsa dahi bu durumun katılanın facebook mesaj içeriklerine her zaman ulaşılmasına rıza gösterdiği şeklinde yorumlanamaması ve sanığın suça konu mesaj içeriklerinden haberdar olması konusunda katılan ve annesinin birlikte rıza göstermemeleri nedeniyle somut olayda bir hukuka uygunluk sebebinin bulunmaması... İşbu sebeple delillerimizden emin olmamız gerekmektedir.
5. Yargıtay İçtihatları ve Uygulama Pratikleri
Yargıtay kararlarında öne çıkan bazı ilkeler şunlardır:
- İkrar tek başına yeterli delil değildir: Tarafların ikrarı, başka delillerle desteklenmelidir.
- Hukuka aykırı deliller dikkate alınmaz: Gizli ses veya görüntü kayıtları gibi usulsüz deliller reddedilir.
- Hak düşürücü süre hesaplaması: Zinayı öğrenme tarihi üzerinden yapılır.
- Tanık ve belgeler bir arada değerlendirilmeli: Mahkeme, delilleri komple değerlendirme yetkisine sahiptir.
Bu içtihatlar, davaların somut olgulara göre doğru delil analiziyle yürütülmesi gerektiğini gösterir.
Öte yandan bir noktaya da değinmemiz de fayda vardır şöyle ki; Zina sebebiyle açılacak olan davada, davamızı terditli açmamızda fayda vardır. Çünkü ispatı zor bir dava türüdür. Terditli dava demek ise; davamızda birden fazla talebimizi aynı anda sürebilme durumunu ifade etmektedir. Dava açarken şu şekilde talep edilmesi gerekir; zina sebebiyle boşanma davası olmadığı takdirde şiddetli geçimsizlikten boşanma davamızdır şeklinde olması yeterlidir. Eğer ki zinaya dayalı davanızı ispat edemezseniz şiddetli geçimsizlik talebiniz yönünden ilerlenir.
6. Zinayı İspat Edebilirsek Sonuçları Neler Olacaktır
Zinaya dayalı davanız kabul edilirse sonuçları çok önemlidir. Hukukumuz da bu konuda güzel yaptırımlar vardır. Dört adımda açıklayalım.
1- Zina eylemini gerçekleştiren eş tam kusurlu sayılacağından nafakaya hak kazanamayacaktır.
2- Kusurlu olduğundan aldatılan eş maddi tazminat talep etme hakkı kazanacaktır.
3- Aldatılmaya maruz kalan eş manevi tazminat talep edebilecektir. Çünkü Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre zina eylemi diğer eşin kişilik haklarına saldırı niteliği taşıdığından manevi tazminatı gerektirir.
4- Son olarak ve en önemlisi; mal rejiminin tasfiyesinde edinilmiş mallara katılma rejiminde zina nedeniyle boşanma kararı verildiğin de hakim kusurlu eşin artık değerdeki pay oranın da hakkaniyete uygun azaltma veya kaldırılmasını TMK M 236/2 ‘ye göre isteyebilir. Artık değer, eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır.
Görüldüğü üzere zinaya dayalı boşanma davasının avantajları daha çoktur. Fakat ispat yükü de bir o kadar zordur. Bu davaları ikame ederken yukarıda da belirttiğimiz üzere hak kaybı yaşanmaması adına davalarımızı terditli açmamızda fayda vardır.